Sepetim 0

Bosna Yazıları

Bosna Yazıları - %25 indirimli  - Ertuğrul Günay - Kadim Yayınları  -
Barkod 
:
 9789759000363
Boyut 
:
 13.50x20.00
Sayfa Sayısı 
:
 272
Kapak Türü 
:
 Ciltsiz
Kağıt Türü 
:
 2. Hamur
Dili 
:
 Türkçe
25,00

Stok adedi: 6
Sepete Ekle
Ürün sepetinizde zaten var. Sepet sayfasından adet artırabilirsiniz.

Kitap Hakkında

1992-95 yıllarında, eski Yugoslavya'nın dağılma sürecinde, bütün Balkanlarda, özellikle de Bosna-Hersek topraklarında, insanlığın yüzünü kızartacak büyük acılar yaşandı.

Avrupanın orta yerinde, Avrupalı bir halk, milliyetçi ve dinci bağnazlığın akıl almaz saldırılarına uğradı ve neredeyse topyekun yok edilmek istendi.

Sadece Avrupa değerlerinin değil, bütün insanlık değerlerinin ayaklar altına alındığı bu vahşet karşısında 'resmi Avrupa' sessiz ve duyarsız kalırken, Avrupadan da, bütün dünyadan daBosna'ya koşan sivil girişimciler, aydınlar -her zamanki gibi yine- insanlığın çığlığı ve gelecek "gerçek medeniyetin" temsilcileri oldular. Aliya İzzetbegoviç'in "Biz Bosna'da medeniyeti müdafaa ediyoruz," derken kastettiği, geleceğin çoğulcu, barışçı, inançlara ve kültürlere saygılı medeniyet anlayışının temsilcileri...

Bernard-Henri Lévy'nin "Avrupanın ruhu Saraybosna'da öldü," dediği günlerde, Türkiye'den farklı kültür, siyaset ve inanç çevrelerinden bir grup okuryazar, Bosna halkıyla dayanışma için Bosna-Hersek topraklarına gittiler.

Mostar, Tuzla, Zenica, Travnik, ve Saraybosna'yı kapsayan bu ziyaret, Srebranica Katliamının hemen sonrasında, Saraybosna çevresinde keskin nişancı çetelerin gözünü kırpmadan adam öldürdüğü günlerde gerçekten bir 'serdengeçti' davranışıydı.

Bu kitap, bu cesur dayanışmaya katılan Türkiyelilerin gözlem ve anılarını içermektedir.

Onlardan bazıları bugün, anıların tazelendiği söyleşilere tensel olarak katılamıyorlar. Ressam Erol Akyavaş, müzisyen Cem Karaca, Prof. Asaf Ataseven, sendikacı Mustafa Başoğlu ve hareketin fedakar ve vakur temsilcilerinden Necdet Konak sonraki günlerde Hakka yürüdüler.

Umudum ve dileğim şudur: Bosna hiç unutulmasın! Madımak yahut Darfur hiç unutulmasın! Unutulmasın ki, insanlık bundan sonra ne için ve ne adına olursa olsun -din, milliyetçilik, ulusal bütünlük, vatanseverlik ya da hainlik- bir daha böyle acılar yaşamasın; birbirinin canına, namusuna, onuruna, varlığına, özgürlüğüne, insanlığına böylesine kastetmesin.

İnsanlık, insanlıktan çıkmasın!

Bosna Yazıları
Bosna Yazıları
Kadim Yayınları
18.75

1992-95 yıllarında, eski Yugoslavya'nın dağılma sürecinde, bütün Balkanlarda, özellikle de Bosna-Hersek topraklarında, insanlığın yüzünü kızartacak büyük acılar yaşandı.

Avrupanın orta yerinde, Avrupalı bir halk, milliyetçi ve dinci bağnazlığın akıl almaz saldırılarına uğradı ve neredeyse topyekun yok edilmek istendi.

Sadece Avrupa değerlerinin değil, bütün insanlık değerlerinin ayaklar altına alındığı bu vahşet karşısında 'resmi Avrupa' sessiz ve duyarsız kalırken, Avrupadan da, bütün dünyadan daBosna'ya koşan sivil girişimciler, aydınlar -her zamanki gibi yine- insanlığın çığlığı ve gelecek "gerçek medeniyetin" temsilcileri oldular. Aliya İzzetbegoviç'in "Biz Bosna'da medeniyeti müdafaa ediyoruz," derken kastettiği, geleceğin çoğulcu, barışçı, inançlara ve kültürlere saygılı medeniyet anlayışının temsilcileri...

Bernard-Henri Lévy'nin "Avrupanın ruhu Saraybosna'da öldü," dediği günlerde, Türkiye'den farklı kültür, siyaset ve inanç çevrelerinden bir grup okuryazar, Bosna halkıyla dayanışma için Bosna-Hersek topraklarına gittiler.

Mostar, Tuzla, Zenica, Travnik, ve Saraybosna'yı kapsayan bu ziyaret, Srebranica Katliamının hemen sonrasında, Saraybosna çevresinde keskin nişancı çetelerin gözünü kırpmadan adam öldürdüğü günlerde gerçekten bir 'serdengeçti' davranışıydı.

Bu kitap, bu cesur dayanışmaya katılan Türkiyelilerin gözlem ve anılarını içermektedir.

Onlardan bazıları bugün, anıların tazelendiği söyleşilere tensel olarak katılamıyorlar. Ressam Erol Akyavaş, müzisyen Cem Karaca, Prof. Asaf Ataseven, sendikacı Mustafa Başoğlu ve hareketin fedakar ve vakur temsilcilerinden Necdet Konak sonraki günlerde Hakka yürüdüler.

Umudum ve dileğim şudur: Bosna hiç unutulmasın! Madımak yahut Darfur hiç unutulmasın! Unutulmasın ki, insanlık bundan sonra ne için ve ne adına olursa olsun -din, milliyetçilik, ulusal bütünlük, vatanseverlik ya da hainlik- bir daha böyle acılar yaşamasın; birbirinin canına, namusuna, onuruna, varlığına, özgürlüğüne, insanlığına böylesine kastetmesin.

İnsanlık, insanlıktan çıkmasın!

Kapat