Sepetim 0

Genç Osman ve 1. Mustafaİkinci Fatih

Genç Osman ve 1. Mustafa Şaban Çibir
Yazar: Şaban Çibir
Yayınevi: Parola Yayınları
Barkod 
:
 9786059121613
Boyut 
:
 13.50x21.00
Sayfa Sayısı 
:
 112
Basım Yeri 
:
 İstanbul
Baskı 
:
 1
Basım Tarihi 
:
 2016-02
Kapak Türü 
:
 Ciltsiz
Kağıt Türü 
:
 2. Hamur
Dili 
:
 Türkçe
14,81

Stok adedi: 3
Sepete Ekle
Ürün sepetinizde zaten var. Sepet sayfasından adet artırabilirsiniz.

Kitap Hakkında

Mehmet Paşa'nın komuta ettiği ve İran'a karşı düzenlenen bir seferde, ordu komuta heyeti kışlak çadırında toplanmış taarruz planlarını gözden geçirirlerken, birliklerin iaşesi ve taşıma işleri için getirilmiş öküzlerden biri çadırın aralığından kafasını uzatıp gözlerini Öküz Mehmet Paşa'ya dikmiş. Çevresindekiler gülmemek için kendilerini zor tutmuşlar, biraz tebessüm ederlerken, öküz gitmiş. Ancak bir süre sonra tekrar gelip, başını yine içeri uzatmış ve yine uzun uzun Öküz Mehmet Paşa'yı süzmüş. Bu sefer çevresindekiler artık kendilerini tutamayıp kahkahaları basmışlar. Herkes gülmekten kırılırken, bir dayanamayıp, edep sınırlarını aşarak; biraz da Paşanın hoşgörüsüne sığınarak;

-Paşam, demiş; öküz galiba sizi tanıdı. Size bir şeyler diyor ama bizler anlamıyoruz. Acaba…

Mehmet Paşa durumu anlar, bozuntuya vermeden, biraz da tebessüm ederek;

-Bu hayvan bana ne diyor biliyor musunuz? diye sormuş.

Çevredekiler bu yumuşak sesten biraz daha cesaret alarak;

-Paşam, dediler. Onun dilinden siz anlıyorsunuz. Hadi ne söylediğini bize de söyleyin ki bizler de anlayalım.

Mehmet Paşa baktı ki bu haylazların yola gelecekleri yok; yapıştırdı cevabı;

-Bu öküz bana diyor ki; hadi senin kim olduğunu anladım da, bu yanındaki eşekler neyin nesi? Diye soruyor.

Başlar bir anda yere düştü, ortalık buz kesti. Herkes cevabını almıştı almasına da “Öküz” lakabı ise o günden sonra dilden, dile söylenir, gelir oldu…

Genç Osman ve 1. Mustafa
Genç Osman ve 1. Mustafa İkinci Fatih
Parola Yayınları
11.11

Mehmet Paşa'nın komuta ettiği ve İran'a karşı düzenlenen bir seferde, ordu komuta heyeti kışlak çadırında toplanmış taarruz planlarını gözden geçirirlerken, birliklerin iaşesi ve taşıma işleri için getirilmiş öküzlerden biri çadırın aralığından kafasını uzatıp gözlerini Öküz Mehmet Paşa'ya dikmiş. Çevresindekiler gülmemek için kendilerini zor tutmuşlar, biraz tebessüm ederlerken, öküz gitmiş. Ancak bir süre sonra tekrar gelip, başını yine içeri uzatmış ve yine uzun uzun Öküz Mehmet Paşa'yı süzmüş. Bu sefer çevresindekiler artık kendilerini tutamayıp kahkahaları basmışlar. Herkes gülmekten kırılırken, bir dayanamayıp, edep sınırlarını aşarak; biraz da Paşanın hoşgörüsüne sığınarak;

-Paşam, demiş; öküz galiba sizi tanıdı. Size bir şeyler diyor ama bizler anlamıyoruz. Acaba…

Mehmet Paşa durumu anlar, bozuntuya vermeden, biraz da tebessüm ederek;

-Bu hayvan bana ne diyor biliyor musunuz? diye sormuş.

Çevredekiler bu yumuşak sesten biraz daha cesaret alarak;

-Paşam, dediler. Onun dilinden siz anlıyorsunuz. Hadi ne söylediğini bize de söyleyin ki bizler de anlayalım.

Mehmet Paşa baktı ki bu haylazların yola gelecekleri yok; yapıştırdı cevabı;

-Bu öküz bana diyor ki; hadi senin kim olduğunu anladım da, bu yanındaki eşekler neyin nesi? Diye soruyor.

Başlar bir anda yere düştü, ortalık buz kesti. Herkes cevabını almıştı almasına da “Öküz” lakabı ise o günden sonra dilden, dile söylenir, gelir oldu…

Kapat